click to enlarge palglaplS.gif (1759 bytes)
Şek. 12 Şek. 13
click to enlarge click to enlarge click to enlarge click to enlarge click to enlarge
Şek. 14 Şek. 15 Şek. 16 Şek. 17 Şek. 18

  
ANIT YAPILARDA TEMİZLİK ÇALIŞMALARI


"Kapadokya Kapısı"nda yapılan belgeleme çalışmaları

1999 yaz sezonunda gerçekleştirilen başka bir çalışma ise “Kapadokya Kapısı” çevresinin ve “Saray Kompleksi”nin doğu cephesinin temizlenmesidir (Şekiller 12-18). Ortaya çıkarılan yapıların planları çizilmiş, eğimli taş yüzeylerdeki döküntü ve yanıkların uygun bölgelerinden kesitler hazırlanmıştır. Cephelerin ölçekli çizimleri tamamlanmış ve bir EDM ile cephelerin 3 boyutlu koordinatları tespit edilmiştr. Fotografik belgeleme çalışması siyah-beyaz, slayt ve dijital fotoğraflardan oluşmaktadır. Bunlara ek olarak ODTÜ Mimarlık Fakültesi’den iki teknisyen stereo-fotografik belgeleme çalışmasını tamamlamışlardır. Çizimler ve imajların üzerindeki çalışmalar sonbaharda bitirilecektir.

“Kapadokya Kapısı”
“Kapadokya Kapısı” çevresindeki temizlik çalışmaları 7 Temmuz’da başlamış ve 26 Temmuz’da bitirilmiştir (Şekiller 12-16). Sorgun ve Dedefakılı Belediyelerinden sağlanan iki kepçe sayesinde taş döküntülerinin duvardan uzaktaki bir düzlüğe taşınması mümkün olmuştur. (İleride bu tür alanların turist otobüsleri için sur dışında uygun park yerleri olabileceği düşünülmektedir.) Temizlik çalışmaları, “Kapadokya Kapısı”nın batısında, kapının güney-batı kulesini çevreleyen ve kesintisiz uzanan eğimli bir taş yüzeyi, doğu-batı duvarının kısa (8 metrelik) bir kısmını, kuzey-güney duvarının uzun (24 metrelik) bir kısmını ve çıkıntılı bir payandanın (Payanda 1) kuzey ucunu açığa çıkarmıştır. Surun birleşen iki ucunda eğimli taş yüzeyin korunagelmiş yüksekliğinin 5-6m. yi bulduğu ve 60°’lik bir açı yaptığı görülmüştür. Eğimli taş yüzeyin yer yer bir veya iki taş sırası halinde orijinal yüksekliğini koruduğu izlenebilmektedir. Kapının doğusunda ise güney-doğu kulesinin güney yüzündeki eğimli taş yüzey 6 metrelik bir uzunluğa kadar takip edilebilmektedir. Burada eğimli taş yüzey, oldukça sert sayılabilecek 80°’ye ulaşan bir eğimle, 4m. yüksekliğe ulaşmaktadır.

Bu eğimli taş yüzeye ait pek çok kısım yapım teknikleri açısında değerlendirildiğinde, bu yüzeyin düz bir zemin oluşturmak amacıyla aynı seviyeye getirilmiş olduğu düşünülen doğal kırmızı kumlu bir kil tabakası üzerine inşa edildiği anlaşılmaktadır. Bu yüzey, -bazılarının yüksekliği 1,5m. yi bulan- alışılmadık büyüklükteki taşlarla, ustalıkla ve harç kullanılmadan –kuru olarak- inşa edilmiştir. Duvar, düzenli taş sıralarına sahip değildir ve yüzeydeki taşlar bir moloz taş çekirdek üzerinde yer almaktadır. Tüm yüzey harç kullanılmadan örülmüş, uyumlu biçimde yerleştirilen iri taşların arasındaki boşluklar küçük taşlarla doldurulmuştur. Ayrıca en alt sırayı oluşturan taşların, yüzeye açı vermek üzere küçük taşlarla desteklendiği görülmektedir. Tüm cephe beyaz kil tabakasıyla kaplanmadan önce, destek taşlarının kumlu kırmızı kil tabakasıyla gizlendiği anlaşılmaktadır. Eğimli yüzeyin, en üstteki taş sırasından en az 1m. veya daha fazla bir yüksekliğe kadar uzanarak, şu anda mevcut olmayan üst yapının dikey yüzüyle birleştiği tahmin edilmektedir.

“Kapadokya Kapısı” temizlik çalışmaları sırasında ortaya çıkan şaşırtıcı bulgulardan biri de döküntü taşların fazlalığıdır. Bu durum, eğimli yüzeyin üzerinde taş bir üst duvarın var olduğunu ve böylece şehrin koruma sisteminin tamamlandığını ortaya koymaktadır. Sadece Payanda 1’in kuzey yüzeyinde değil, bir çok başka yerde de yangın izlerine rastlanmıştır. Bu da Demir Çağı şehrini yıkan yangın sırasında, surun ahşap elemanlarının da yandığını göstermektedir.

“Kapadokya Kapısı”nın içinde yapılan temizlik çalışmaları eğimli taş yüzeyin kapı geçidinin iki yanına kadar uzandığını göstermiştir. Geçit üzerindeki çalışmalara yeni başlanmış olmakla birlikte, geçidin 2,20m. genişliğinde olduğu açıkça bellidir.

Kapının batı duvarına yakın bir test çukurunda, gri bir zemin üzerinde Demir Çağı’na ait seramik parçaları, yine aynı derinlikteki Bizans Dönemine ait seramik parçaları ile birlikte bulunmuştur. Kapının Bizans Dönemi’nde de kullanıldığına ait başka deliller de vardır. Şöyle ki, kapı geçidinin doğu duvarının Bizans Dönemi’nde tekrar açıldığı saptanmıştır. Duvarın yeniden açılışı sırasında, iki kumtaşı bloğunun duvarın şu anki tepesine yerleştirildiği görülmektedir. Bu bloklar üzerinde motifler yer almaktadır ki, bunlardan bir tanesi, bir kilise ile etrafındaki mezar taşlarını tasvir etmektedir. 

"Saray Kompleksi" Cephesi
“Saray Kompleksi”nin doğu cephesinde yapılan temizlik çalışmaları da sevindirici sonuçlar vermiştir. Eğimli yüzeyin tabanı altındaki orijinal zemine ancak seçilmiş bazı noktalarda ulaşılmış olmakla birlikte, bu eğimli yüzeyin en az 4m. yüksekliğe kadar çıktığı açıktır. (Şekiller 12, 17 & 18). Ayrıca eğimli taş yüzeyde yangın izlerine ve Demir Çağı’na tarihlenen seramik parçalarına rastlanmıştır. Bu çalışmadan sadece bir adet envanterlik obje çıkarılmıştır; o da üzerinde delikler bulunan Demir Çağı’na ait cilalanmış bir taş objedir.

Gelecekte yapılacak herhangi bir çalışma için öncelikle “Saray Kompleksi”nin ana girişinin yerinin saptanması gerekmektedir. Ancak, girişin doğu cephesinin ortasındaki derin nişte olmadığı şimdiden kesinlik kazanmıştır. 

Konservasyon
Yukarıda da belirtildiği gibi, eğimli taş yüzeyin önündeki döküntü anıtların görselliğini bozmayacak şekilde uygun bir uzaklığa taşınmıştır. Duvarının yüzey taşları ise, ileride yapılacak restorasyon çalışmasında kullanılmak üzere ayrı bir yığında toplanmıştır. Bir sonraki aşama, yerinde bulunan yüzey taşlarının sağlamlığının incelenmesi olmuştur; araştırmalar sonunda, örgünün hayranlık uyandırıcak sağlamlıkta olduğu görülmüştür. Fakat yine de gerekli görülen yerlerde yüzey taşlarının arasına küçük taşlar yerleştirilerek duvarın sağlamlığı arttırılmaya çalışılmıştır.

Orijinal tabanların temizlenerek ortaya çıkarılmasından sonra, bu tabanların korunması gerektiğine karar verilmiştir. Bu yüzden orijinal tabanların üzeri, kalınlığı 15cm.’yi bulan kum, çakıl ve topraktan oluşan bir koruyucu tabaka ile kaplanmıştır. “Kapadokya Kapısı”nda yağmur suyunu emmesi için koruyucu tabakanın üstü ayrıca bir tabaka daha kumla kaplanmıştır.

“Kapadokya Kapısı” geçidinin tamamen temizlenmesi ve sağlamlaştırılmasının en azından iki sezonluk çalışma daha gerektirdiği anlaşılmıştır. Girişin tabanı naylon örtülerle kaplanmış ve bu kaplamanın üstü kum ve toprak ile örtülmüştür. Buna ek olarak döküntü taşlar, girişte ortaya çıkan duvarları gelecek sezona kadar korumak için kullanılmıştır.

“Saray Kompleksi”nin güney ucunda ortaya çıkan teras duvarının arkasında biriken yağmur suları ile yıkılmasının önlenebilmesi amacıyla, duvarın açığa çıkan yüzü önüne bir istinat duvarı inşa edilmiştir. Fakat bu koruma çalışması geçici bir çözüm olarak görülmektedir. 

sayfa 3

linesh.gif (75 bytes) eng.gif (1360 bytes) line.gif (171 bytes)